Bu yıl Cumhuriyet Bayramında Reis-i Cumhur sanatkar ve hekim olan prof. dr. Alâeddin Yavaşça'yı (bkz. http://www.alaeddinyavasca.com) ödüllendirmeyi uygun görmüş. Yavaşça hocanın hayat hikayesinde, sanata ve mesleğine verdiği önem benim için bir örnek olmuştur. Hocanın daha yedi-sekiz yaşlarında çocukken okuduğu bir musiki eserini dinleyen babasının arkadaşı ve sonrasındaki hocası beğenmeyince, musikiye kafayı takar. Dün TRT'de bir röportajına rastladım, gayet güzel belagata sahip ve oturuşu dahi kendi çocukluk zamanındaki edebe uygundu. Konuşurken coşkusu ses tonundan belliydi fakat ne yazıkki yanlış programdaydı, onun anlattıkları ve anlatmak istedikleri hiçte sorulan sorulara yanıt değildi. Yavaşça hoca 'hem hekimlikte olsun, hem musikide olsun parayı hiç önemsemedim, para için çalışmadım'(!) demişti. Ne kadar güzel bir söylem, bunu kaçımız söyleyebilir?
Böyle bir adama ödül verilmiş ve kendisi sanki şımartılmış çocuklar gibiydi. İlk seferinde çocukluğunda okuyupta beğenilmeyen eseri, yıllar sonrasında devlet Türk sanat musikisi korosu huzurunda solist olarak icra edecekti, bu başka birşey. İnsana heyecan veren hayatlar hatıratlar vardır, bir sonraki adım için bir nasihat olabilecek, nasihatların çıkartılması uygun yaşanmışlıklar. Yavaşça hocanın azminin getirdikleri, ödüllendirilmiş ve hem hekimlikte hem musikide erişmiş olduğu yerde bile devlet televizyonunda çıktığındaki o uslub ve duruş yokmu, iste benim şahsımda bir nevi kendini bilme görüntüsü bu.
Hani çocukken seslendirmeye çalıştığı o eser hangisiymiş diye bakıldığında, insan bir başka alana bir başka ilgiye savruluyor:
ÂBU TÂB İLE BU ŞEB HÂNEME CÂNÂN GELİYOR
HALVET-İ ÜLFETE BİR ŞEM'İ ŞEBİSTAN GELİYOR
Resme aldanmayalım, Osmanlı padişahlarının resimlerinin tamamına yakını gıyabi olarak çizilmiştir, yani bu şekilde poz verip resmedildiğini ispatlayan tarihi bir kaynak bulunamamıştır. Musikiye dönmek gerekirse, hani cânanın gelişini bu denli zarif bir lisanla kim ifade etmiş üstelik bu bir hükümdar ve eserleri yıllara meydan okurcasına muhafaza edilmiş.
Haftasonu yaklaştı, bu eserlerle demlenmemek elde mi? Türk Sanat musikisi çalınan bir kafe açmak, müşteri kaygısı olmaksızın sırf kendi keyfim için, mekan zararınada olsa işletmekten çok kendi kendimize nasiplenmek ve keyiflenmek, bunun için çalışmak gerek :)
reactie geplaatst op vrijdag 31 oktober 2008 om Arrayu
Türk Sanat müzigini dinlemeyi bilmek lazim, diger müzik türlerine hiç benzemiyor, seviyorum ya da sevmiyorum diyemiyor insan. Dinlemesini ögrenmek lazim, öyle birsey iste. Ya da bana öyle geliyor hehe.
Ben Yavasçayi pek tanimam, Türk sanati da Muzeyyen Senar ve Zeki Müren'in birkaç sarkisi kadar bilirim ilerisine fazla gitmem. Ama Yavasça'dan tek su sarkisini dinlemistim, hala begenirim, melankolik bir havasi var (gerçi Türk Sanat musikisinin çogunda bu var, sirf efkar yapip insani zorla içirmek için söylemisler sanki ):
A. Yavasca - Kimseyi böyle perisan etme Allah'im, yeter
http://www.youtube.com/watch?v=QVs_e56qZTs
Reageer
Reageer inhoudelijk aub. We hanteren een stricte policy.
Don Kisot
Profiel
sociaal eigenwijs en gewoon. Behoorlijk verrassend tussen iedereen en alles die zich wil onderscheiden van de rest. İk ben er één uit die rest!