Başlarını kaldırıp gökte uçan kuğuya hasabiyle hırlarlar aç kurtlar. Kanatlanmayı ne de çok isterler.
Gözlerinde yaş, gagasında bin yıllık türkü ve yureğinde bir umut ile sıcak rüzgarlara kapılmak isteyen bir kuğudur Anadolu. Anadolu insanının kokusu sinmiş üzerine; şarkılar, türküler söylemis, deste deste şiir ile. Acıyı, sevinci paylaşmış, saz eşliğinde. Barışı, kardeşliği, insanlığı vahşi kurtlarının parçaladığı kanatlarının altında saklamaya çalısır... yaraladır Anadolu.
Mermer olarak nitelendirdiğin ülkenin insanlarını Maraş, Çorum, Ankara, Yozgat ve Gazi'de kurşuna dizmişler... Sivas ateş'e verilmiş. Kitaplar yakılmış, şiirler yasaklanmış, şairlerimiz kovulmus.
Alevi, Hristiyan, Musevi ve Zerdüştlerin yerleşim alanlarına cami yapılıyor; kendi ibadet mekanlarına izin verilmiyor. Kültürel ve dini asimilasyonlar sayesinde, bahsettiğin yürekli Anadolu rüzgarları artik esmemektedir Nedim. Anadolu rengini kaybetmekte...
Kurtların sığındıkları yerlerin mozaik veya mermer olarak nitelendirmemiz hiç doğru olabilir mi? Özgürlüğün, kardeşliğin ve barışın maruz kalabileceği en iğrenç yer burası olsa gerek.
Yaralı kuğu Anadolu
Gözlerinde yaş
Yureğinde bir umut ile
Arar kardeşligi
Aramakta benliğini
Boynundan bir yara
Damlatır eski hatıraları
Kafeste çırpınan
Beyaz bir güvercin üzerine
Kuğu yorgun
Kanatları kan içinde
Gagası bağlanmıs
Türküsü suskun