Ilhamin ruhuna ve bedenine bulastigi vakit insanin kanina karisir ve beyninden parmaklarina kadar siçrar. Beynine bir sinyal, hislerinede kuvvet verir. Aklina birbirinden güzel kelimeler ve sözler gelir. Parmaklarin ise kalem ve ya klavyeni arar. Sanki o anda zaman durur ve sen kalbinin ve hislerinin sessiz konusmalarini dinlersin.
Birileri dikkatini dagittigi zaman, bir saniye önce olusturdugun o güzel cümleleri bir salisede kaybedersin. Ilhami degerlendirebilenler bunu bir is haline getirip para bile kazanirlar, misal: sair, ressam ve ya bir besteci.
Sanatçilar ilhami yakalayip degerlendirmek için farkli yöntemler uyguluyorlarmis.
Bir kaç röportajlarda duymustum: Yildiz Tilbe’nin evinde sarki sözleri yazmak icin özel bir odasi varmis. Sadece bu odada ve saatlerce yalniz kaldiginda ilham gelirmis ve sarki sözleri yazarmis.
- Bence o odaya yalniz girmiyor çünkü son zamanlarda bayaa saçma besteler yapiyor.
Rafet el Roman’in yöntemi ise daha farkli ve ilginç. El Roman evliyken zaman zaman esinden ve çocuklarindan ayrilip uzaklara gidermis. Onlarin yoklugunda onlara oldugu hislerinin cogunu daha iyi hissedebiliyor ve dile getirebiliyormus.
-Suan esinden ayri ve sanirim daha çooook güzel albumler çikaracak.
Siir okumasini ve yazmasini severim. Eskiden sevmezdim. Kuzenimin yillar önce alli güllü siir defteri vardi. Nerde siir gördüyse hemen siir defterine aktarirdi. Tuhafima giderdi. Okurdum ama pekte anlamazdim, genelde ask siirleriydi ve baya sıkıcıydı.
Kendi okulumda kizlar birbirlerine ezberledikleri siirleri yazarlardi defterlere kitaplara ve ya agendalarina.. bense ne yazacagimi bilmezdim.. tek bildigim siircik/sözcük ‘sepet sepet yumurta sakin beni unutma’ idi ama oda pek klasik oldugu için yazmazdim.
Aslinda siiri okudugun ve yasiyabildiginde baya’da güzel oluyormus diyerek okumaya baslamistim sairlerin siirlerini. Arada sirada (ilham bana dogru estiginde) kendi çapimda siir(cik)ler yazarim.
Gece’ye hitaben yazdigim bir siircik:
Hersey durgun
Sessizlik civarda
Gece cökmus sokaklara
Kalbin sesi son ayarda
Uykuya darginim bu gece..
Yorgunluga aliskin bu beden
Gecelere susamis bir ten
Efkar icin arar bir neden
Derinlere dalarim bu gece..
Siyahmidir geceyi yapan?
Sabah geceye dönmeseydi dururmuydu zaman?
Büyüsü gecse gecenin, sihirimidir onu bozan?
Hüzünlüyüm bu gece..
Ben gündüzleri siir yazmayi pek sevmem. Ama internette sabahla ilgili sirin bir siir çarpmisti gözüme:
Kahvaltı hazırladım sana da gönderiyorum, umut dolu omlet, haşlanmış sevgi, bir dilim tutku, seni seviyorum reçeli ve bir de yalnızlık demledim. Kaç şekerli olsun?