Ve ben gundemden bikkin sekilde gozden irak bir yerde kendi halimde bir kahvehanede kahvemi yudumlarken etrafimda hissettigim bir telas ve korku vardi. Birisi girdi iceri tv sordu yuksek sesle.
Bir seyler olmus tarihi bir olaydan soz edilmekte.
Mevcut bulundugum topraklarin medeniyetinin sembolu olan bir yerde birileri bir saldiri duzenlemis, hedef medeniyet imis.
Ve ben hic istifimi bozmadan kahvemi ictim, uzulmedim korkmadimda sadece sasirdim. Saskin bir haldeyken sasirtici bir olayla karsilasmistim. Etraftakilerin korku ve öfkeleri birbirine karismis, ve onlara gore saldirganlar 'bizden' imis.
Sanki islenen saldirinin musebbibi benmisim gibi bana hissetirilen bir sucluluk duygusu. Dusuncem soruluyordu, sanki bir cocuga sekerci amcanin "beni seviyormusun" gibi soruyormuscasina.
Benim fikrimi sorarken duymak istedigi sanki bir ozur, sanki benim nefsi mudafaya girismem bekleniyordu. Hamasi sozlerle kendimi onlarin gozunde beraat ettirmek icin konusmam bekleniyordu sanki.
Halbuki ben kimseye saldirmadim o gun, ve gayet sakin kahve iciyordum.